|
1950-1959
arası 1960-1969 arası 1970-1979
arası
1980-1989 arası 1990-1999
arası 2000'den
bugüne
2001
sezonunun genel karakteristiğine bakarsak, kaçınılmaz bir
Michael Schumacher gerçeği ile karşılaşıyoruz.. Sezonu en iyi
şekilde değerlendirmek için ilk önce bu gerçeğe değinmekte
fayda var. Zorlu 2000 sezonunu dünya şampiyonu olarak kapatan
Ferrari’nin yıldız ismi, bu başarısının tesadüf olmadığını
kanıtlarcasına 2001’de de şampiyonluk unvanını kimselere kaptırmadı.
Alman pilot, Mart ayında Avustralya’nın Melbourne kentinde başlayıp,
Ekim ayında Japonya’da nokta koyulan 17 yarışlık serüven
boyunca rakiplerini çileden çıkaran ve taraftarlarına unutulmaz
anlar yaşatan mükemmele yakın performansıyla 9 galibiyet, 11
pole ve toplam 123 puana ulaşmasını bildi. Bu rakamlar
Schumacher’in kariyerinin en başarılı tablosunu ortaya koymakla
kalmıyor, aynı zamanda onu Formula 1 tarihini değiştiren
rekorların sahibi de yapıyor. İstatistikler gerçekten inanılmaz..
Alman pilot, otoritelerin düne kadar imkansız olarak nitelendirdiği
bir başarıya imza atarak daha öncesinde Alain Prost’un elinde
bulunan maksimum galibiyet sayısı olan 51’i önce yakaladı,
sonra da geçti ve şimdilik toplam 53 galibiyet ile Formula 1
tarihinin en çok kazanan pilotu unvanını ele geçirmiş
bulunuyor. Schumacher bununla da yetinmeyerek, Japonya’da 801.
Kariyer puanını edinerek yine Prost’a ait olan rekoru tam 2.5
puan geliştirdi. Ayrıca 2001 sezonunda tam 123 puan kazanarak bu
alanda Nigel Mansell’in 108 puanını geride bıraktı ve bir
sezonda en fazla puan toplayan pilot da oldu. Schumacher’i bu
rekorlar zincirine taşıyan performansına kısaca göz gezdirecek
olursak, daha ilk yarışı olan Avustralya’da yeni sezonun küçük
bir provasını yapmış olduğunu hemen fark ediyoruz. Alman pilot
Melbourne’a gelirken şampiyonaya sezon öncesi testlerde
rakiplerine gözle görülür bir üstünlük sağlamış olan
Ferrari 2001’in yükselen formu ve Eylül 2000’den bu yana koşulan
son dört yarışta galibiyet ve pole pozisyonlarından bir tekini
bile rakiplerine bırakmamış olmanın getirdiği özgüven de
beraberindeydi. Sıralama turlarından itibaren rakiplerine üstünlüğünü
hissettiren Schumi’nin finiş çizgisini aynen sezon sonundaki sıralama
gibi David Coulthard ve Rubens Barrichello’nun önünde geçmiş
olması ilginç bir tesadüftür. Avustralya’nın ardından F1 çevreleri
yeni sezonu 2000’in 2. Bölümü olarak nitelendirdilerse de, ne
yazık ki, tıpkı geçen sezon olduğu gibi trajedi de bu yeni bölümün
üzücü bir parçasıydı hala. Yarışın henüz başlarında Ralf
Schumacher’in BMW sine arkadan çarpan Jacques Villeneuve’in
aracından fırlayan bir parça Graham Beveridge adlı itfaiye görevlisinin
hayatını yitirmesine neden olurken, Michael Schumacher’in üst
üste beşinci zaferi bu acı olayın gölgesinde kalmaktan
kurtulamadı. Fakat Malezya’daki birinciliği karanlık gölgeleri
silip attı. Ferrari ve Schumacher tam anlamıyla yarışın
parlayan yıldızıydı. Bir kısmı yağmur altında ve güvenlik
aracı eşliğinde koşulan Malezya zaferi kimine göre şanstı,
kimine göre FIA’in görünmeyen eliydi, kimine göre ise
Schumi’nin yağmur altında tartışılmaz yetenekleri ya da
rakiplerinin tersine Ferrari’nin riskli ama akıllı lastik
tercihi... Belki de hepsinden birer parça.. Fakat sebebi ne olursa
olsun yarı ıslak bir pistte 11. Sıraya düşen bir pilotun yalnızca
birkaç tur içerisinde önündeki güçlü rakiplerini bir bir safdışı
bırakması kolay bir olay değildi ve üstelik bu başarı yeni bir
rekor anlamına da geliyordu. Schumacher, üstüste 6 pole ve 6 yarış
kazanan ilk ve tek pilot oldu. Brezilya’da kariyerinin henüz
üçüncü yarışını koşan Montoya’ya geçilmesi bir yana
Malezya’dakinin tersine yağmur altında ortaya koyduğu görüntü
düpedüz alışılmadıktı ve sezonun en kötü performansını
yansıtıyordu. San Marino’da finiş görememesi bir yana üst üste
başarılı yarışlar çıkaran Coulthard ile puan puana gelmesi şampiyonaya
bir süreliğine heyecan kattı. İspanya’da, kuşkusuz sezonun en
ilginç yarışında, Schumi bu kez daha once hic olmadığı kadar
şanslıydı. Finişi geçmeye 500 metre kala Alman pilotun acık
ara önünde giden Mika Hakkinen’in motoru iflas edince Schumacher
kariyerinin unutulmaz birinciliklerinden birine ulaşmış oldu.
Monaco’daki birinciliği, Avusturya ve Kanada’daki ikinciliği
derken, Nurburgring ve Magny Cours’da formunun zirvesine yaklaşan
Schumi yeniden şampiyonluk şarkıları söylemeye başlamıştı
bile. İngiltere ve Almanya GP'lerinin ardından en yakın rakibi
David Coulthard’a azımsanamayacak bir puan üstünlüğü kuran
Schumacher’i 17 Temmuz’da test sürüşleri sırasında
Monza’da geçirdiği ciddi kaza bile durduramamıştı. Bu kazayı
son derece şanslı bir biçimde herhangi bir yara almadan atlattı
ve nihayet Macaristan’da sürücüler klasmanında şampiyonluğa
ve kariyerinin rekor 51. GP zaferine ulaştı. Bu Schumacher icin 4.
Şampiyonluk anlamına geliyordu. O artık tıpkı Alain Prost gibi
dörtler kulübünün bir üyesiydi. Aynı gün Ferrari de üst üste
ikinci kez takım klasmanında dünya şampiyonluğunu ilan ederken,
tifosiye ise sadece bu çifte zaferi çılgınca kutlamak kalıyordu.
İki hafta sonra Spa’da tarih yeniden yazılıyor, 52. GP
birinciliğini alan Michael Schumacher Formula 1 ‘in en fazla
kazanan pilotu olmaya hak kazanmıştır.
|